30 Ekim 2009 Cuma

kahkül etkisi

sıkıntıdan ne yapacağımı şaşırmış durumdayım.

dün bi ara aynaya baktım da kahküllerim uzamış,şekilsiz şekilsiz duruyolardı. dur lan ben bunları bi kesiyim dedim. ama gece saat iki buçuktu,üşendim. gerçi gece iki buçuk olduğu için üşendiğim şeyi sabah yedide yaptım. baya da iyi oldu ama,yamuk felan değil .

neyse, saçla başla işim bitince giyindim, biraz makyaj yapıp normal insan moduna girdiğime kanaat getirince çıktım evden. diş hastanesine gittim. her seferinde kayıt sırasına girmek gerekiyor. saçla uğraşırken oyalanmışım, bir buçuk saat sırada beklemek zorunda kaldım. ben sıranın en sonunda kulağımda kulaklıklar, ayça şen i dinleyip etraftakilere anlamsız ve hatta histerik gelen kıkırdamalar saçarken, içerdeki doktorlardan biri yanımdan geçip bahçeye çıkmak için birkaç adım attı. adam tahmini elli yaşında filan, babamla yarışır. o yanımdan geçerken beraberce harcadığımız iki saniye içinde nasıl baktı gözümün içine... yani bildiğin gözlerini başka yere çeviremiyor adam. böyle sanki adamın elinde büyümüşüm gibi hem babacan bi tavrı var, hem de sanki da vinci tablosuna bakar gibi hayran bir hali. o iki saniye geçmek bilmedi. önce beni gördü, bakışları gözlerimde sabitlendi, yüzü sıcacık yumuşadı, kocaman bir tebessüm belirdi suratının orta yerinde. bana gelirsek, önce şaşıran, sonra biraz garipseyen, sonra tebessüm ve hayran bakışlarıyla karşılaşıp bi daha şaşıran ve utanan bir profil çiziyorum. yani bana sorsan benim çehre şekilden şekile giriyor,hiç yüzüme bakılacak halim yok bence. ama adam artık bende nasıl bi cevher kaşfettiyse; ben de dayanamayıp, küçük bir tebessüm yollayınca kendisine nezaketen,tam adımını dış kapıdan atarken,yanımda durdu ve şöyle dedi:

maşallah.

o, adımlarını bahçeye doğru sıklaştırırken ben ardından kahkahalarla çınltıyordum hastanenin duvarlarını. bakındım,geri gelir mi diye, ben olay mahallini terkedene kadar görünmedi.

seni seviyorum doktor amca.

komik.