24 Ağustos 2009 Pazartesi

eskitme

ahşap çerçeveli pencerenin eskimiş mermerli pervazına yerleşmiş saksı çiçeği...yerinden öylesine memnun ki...

evin en güzel yeri burası...çünkü tozlar en güzel burdan görünüyor...hele de ılık öğleden sonralarda...

yıllar geçince alışkanlıklar da ihtiyarlamış...eskiden işaret parmağıyla huysuzlandırılıp havalandırılan toz zerreleri şimdilerde serçe parmağıyla okşanır oldu belli belirsiz...

sigarayı yak.dumanını seyret...yüksek tavana doğru nazlı gelinler gibi süzülüşünü sessizce seyre dal.orada çeyiziyle buluşuyor çünkü...kirli beyaz üstüne pembe eflatun çiçek bezemelerinin arasında yağ yeşili yapraklarla süslü işlemelerini buluyor...nakkaşın biri emanet bırakmış onları,sonra da unutmuş olmalı,keza yıllardır arayıp soran olmadı...

sigarayı söndür.külünü seyret...koyu yeşil cam küllüğün içinde tıpkı bir volkan patlaması ardından göğe salınıp da kimsenin bilmediği o krater gölünün üstüne kendini bırakan kurumuş dağılmış lav eskileri gibi...gölün dibinde harap bitap bekleyen en eski medeniyetlerin mirası çift minareli geniş kubbeli caminin yanındaki halim selim heneleri gör...gezginin biri bırakmış bu şehri oraya,ya da terk etmiş olmalı,keza yıllardır arayıp soran olmadı...


kalemi eline al...kalbi kurşundan olanı...kötü yürekli değildir aslında;uysal,ağır başlı,itaatkar...sen ne istersen o olacak...bir el çiz,bir güneş çiz,bir ağaç çiz,bir harf çiz...içini dışınla buluştur,çemberin çapını genişlet...o kadar da zor değil;isimleri düşün,yerleri...

eskiden böyle değildi,değil mi?sabunlu sudan minik balonlar,rüzgarla havalanan tül perdeden duvaklar,bozuk kaset bantlarından kurdeleler,renkli naylon torbalardan uçurtmalar yapılırdı bir zamanlar...gizli saklı hırsızlıklar kaldırıma seksek çizmek için tebeşir aşırmaktan ibaretti.hayret dolu bakışlar bakkal amcanın bilye dolu cam fanusunun içinde sıkışıp kaldı...eller okşayıp sevmeye çalışılan siyah civcivlerden bile küçüktü...

ama saksı hala aynı yerde...toz aynı yerde.

çiçeği sev...tozu okşa...

çiçekler sevilmekten,tozlar okşanmaktan hoşlanırlar çünkü...