23 Temmuz 2009 Perşembe

taşlar

geçen gün gittim denizin kıyısına oturdum...

oturduğum yerdeki irili ufaklı taşlara baktım...

o kadar güzeldiler ki onları tıpkı birer çiçek gibi,küçük birer kuş gibi sevdim...

sonra tıpkı evcilleştirilemeyen hayvanlar gibi "onları ait oldukları yere" bıraktım tekrar...

ama asıl mesele bu değil...

asıl mesele...

bir sırrı taşımanın ağırlığına ne zamana kadar karşı konulabilir?

beklemekten ne zaman vazgeçilir?

güvenin bitip kuşkunun başladığı yer neresidir?

sonunu bildiğin güzel romanlar daha kaç defa daha okunabilir?

sükunetin sakin kollarındansa tehlikenin cazibesine doğru küçük bir sıçrayış yeğ midir?

daha kaç adım atacağız?

asıl mesele yolun ne kadar sürdüğü değil, nereye doğru yöneldiği...




ama bunları o güzel taşlar bile cevaplayamadı...